Julia Pastrana'nın hüzün dolu yaşamamın hikayesi - Blogbeyin | Yazmaya gönüllü arkadaş topluluğu

27 Şub 2019

Julia Pastrana'nın hüzün dolu yaşamamın hikayesi


Julia Pastrana'nın hüzün dolu yaşamamın hikayesi

Geçtiğimiz yüzyıllarda böyle vakalar çok fazla yadırganıyorken şu anda böyle olaylar karşısında insanlar çok farklı yaklaşımlar içerisine girmiyor.  Bunun bir hastalık olduğunu hemen hemen herkesi biliyor. Örnek vericek olursak eğer; Tayland'da yaşayan Supatra Susuphan adında genç bir kadın 17 yaşında evlenmişti. Julia Pastrana' da bu kaderi önceden yaşamış ancak onun evliliği kendisi için pek iç açıcı olmamıştır. Kendisinin ölümünden sonra bile mumyalanıp sirklerde ve çeşitli gösteri alanlarında sergilenmesi verilen değerin aslında sadece para kazanmak ibaret olduğu ortadadır. Julia Pastrana'nın hayatı 1964 yılında sinemaya uyarlanmış “The Ape Woman” gösterime girmiştir.

Julia Pastrana geçtiğimiz yüzyılın insanlık yerine konulmayan karakterlerinden birisidir. Julia 1834 yılında Meksika’nın Sinaloa eyaletinde doğdu. Hayatı yoksulluk ve zor şartlar altında geçtiği için erken yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kaldı.


Çocuk yaşlardayken görülen hipertrikozis hastalığı Julia   Pastrana’nın yüz, göğüs ve bacaklarında anormal miktarda kıl   çıkmasına neden oldu. Hipertrikozis hastalığı ile birlikte diş   etinde ortaya çıkan büyüme çene yapısını da bozmaya başladı.

Julia’nın hiç bir işe alınmaması veya girdiği işlerden çıkarılması, o yıllarda insanların büyük ilgi gösterdiği sirk ve gösterilere sürüklenmesine neden oldu. O yıllarda bilim bu hastalığa yardımcı olamıyordu, Julia ise sirklere mahkum olmuştu.

Yalnızca kendi kazancını düşünen iki Amerikalı iş adamı onu işe alıp gösterilerinde sunmaya başladı. Julia gösterilerde “sakallı kadın” ismiyle sunularak yoğun ilgi görüyordu.


Amerika’da birkaç kez sahne aldıktan sonra gösterilerinin birinde, sonradan kocası ve aynı zamanda yeni menajeri olacak Theodore Lent ile tanıştı. Onu bir kazanç kaynağı olarak gören ve kendi himayesinde gösterilerde sunmak isteyen Lent 1857 yılında Julia’yla evlendi.


Julia, kocası ve menajeri ile Amerika ve Avrupa’da birçok ülkede gösterilere çıktı. Gittikleri yerde izleyiciler tarafından karşılaştığı durum hep aynı oldu; hayranlık başta olmak üzere, merak ve maalesef tiksinme. Oysa dış görünüşünün içinde dışında çok güzel yetenekleri vardı.
Mükemmel bir sese sahipti aynı zamanda mükemmel dans edebiliyordu bunların dışında ana dili gibi konuşabildiği 3 dil biliyordu.

Julia hamile kalmıştı ama hamileliği onu sonu   olacaktır. Doğan bebeği, doğduğu gün ölür ve  doğumdan 5 gün sonra aldığı ilaçlar yüzünden   Julia hayata gözlerini kapatır. Eşi Theodore  Lent çocuğunun ve eşinin yasını tutmak yerine,   bunu ticari bir girişime çeviren paragöz bir   adam olmuştur. Julia’nın ve bebeğinin   cesetlerini mumlayarak sergilemeye başlar.


Ta ki cesetler çalınana kadar, oradan oraya sürüklenir Julia ve bebeğinin cesetleri para uğruna, sonunda cesetler Oslo Üniversitesi tarafından korumaya alınır ve doğduğu topraklara Meksika’ya gönderilir ve orada gömülür.



Yorumlar


EmoticonEmoticon

Kapat