Kişisel gelişimin felsefi yaklaşımı nasıldır - Blogbeyin | Yazmaya gönüllü arkadaş topluluğu

7 Mar 2019

Kişisel gelişimin felsefi yaklaşımı nasıldır

Kişisel gelişimin felsefi yaklaşımı nasıldır

Kişisel Gelişen İnsan


Evet meselemiz insan, Aslında tümüyle hayvandan farksız biyolojik canlılar olarak dünyanın kabul gördüğü bir tür.yalnız bir şeyin bizi farklı  kıldığını İsa'dan Önce dahi biliyorduk.düşünce. düşününce tek farkın bu olduğunu ve bunun dahi geliştirmeye bağlı olduğunu, bütün toplum kalitesinin buna bağlı olduğu gözardı edilemez gerçeğimiz.


Kişisel gelişimin felsefi yaklaşımı nasıldır

İnsanı her açıdan ele almak neredeyse imkansız. Gel gelelim biyolojik olarak ele aldığımızda beş duyu organımız dahil her şeyimizle hayvanız. Peki nasıl insan dört duyu organı olan görme,hissetme,tatma,duyma beynin bir işleme fabrikasından geçerek son ürün haline getiriliyor ve tarifi kendimize has olan kelimeler  ile ifade ediyoruz. 

Fakat koku duygusuna gelirsek burada işler değişiyor. Belki de felsefenin başlangıcının temeli olan kokudur. Neden, çünkü kokladığımız herk koku beynimizin farklı bir bölümünde işlenerek hafıza ile işbirliği yapıyor, daha sonra hafızamızda iyi yada kötü yerleşen her şey canlanıyor. Bunu ifade etmek için hafızamızı, kelimelerimizi, ve bütün bunları ifade etmek içinse felsefeyi yani sahip olduğumuz insani temellerin dışa vurumunu kullanıyoruz.

Tam da burada söylemesi gereken şey şudur,  kişisel gelişim dediğimiz topluma uygun insan üretimi, felsefe dediğimiz ise, toplum oluşumunun en önemli yapı taşıdır. Yapılan yanlış ise toplum soy ağacının bir parçası olan kişisel gelişimi, parasal faaliyetlere çevirenlerdir. Kimler mi? Fırsatçı  kitap müteahhitleri ve sorunlu toplumlar oluşturarak içlerinden kurbanlarını seçen yaşam koçları ve sayamadığımız kadar eğitimsiz eğitimciler.



Kişisel gelişimin felsefi yaklaşımı nasıldır

İnsanın kazanması gereken en önemli şey düşüncedir. Kişisel gelişim ise insana sadece doğrularını farkına vardırır. Ne yazık ki birey için doğru olan toplum için doğru olmayabilir. Bütün başarı hikayelerini dinleyelim, bütün azim, kudret hayallerinden vazgeçmeme nutuklarını kelime kelime ezberleyelim, faydası olacak mıdır.


Barışı bir düşünelim. Toplumların ihtiyacı olan yegane düşüncedir. Fakat her şeye rağmen barışı aramak, barış çığlıkları atmak, hayaller kurmak: O toplumun kendi celladına aşık olması demektir. Maalesef tam da bunu yapıyoruz. Düşünce hayatımızdan çıktı çıkalı kör kütük inanıyoruz. Sadece göç ediyoruz. Bize verilen en büyük nimeti zamanımızı, sadece zenginleşmeye  yani fiziksel ve ruhsal açlığımıza harcıyoruz. Biriktiyoruz ve ölüyoruz. Bunu hepimiz yapıyoruz. Sadece lakaplarımız değişiyor. doktor, mühendis, esnaf, yevmiyeci ya da uzmanların taktığı diğer isimler. Kişisel olarak gelişirken toplumsal olarak bencilleşiyoruz.

Peki ne yapmalı?  Düşünelim.. 

M.KARADAĞ

Yorumlar


EmoticonEmoticon

Kapat