Yakında Okuduklarım: Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak - Blogbeyin | Yazmaya gönüllü arkadaş topluluğu

18 Mar 2019

Yakında Okuduklarım: Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak


Yakında Okuduklarım: Yakup Kadrş Karaosmanoğlu - Kiralık Konak

Eserin Konusu
Kiralık Konak bir töre romanıdır. Eserde üç neslin çatışması anlatılmaktadır. Olay bir konakta geçer. Romanda nesiller arasındaki farklar, hızlı değişimin beraberinde getirdiği sakıncalar sergilenmiştir. Seniha-Faik- Hakkı Celis üçgeni romanın yapısının iskeletidir. Seniha’ya karşı ciddi duygular beslemeyen Faik’in onu elde etmesi karşısında Hakkı Celis’in çektiği ıstıraplar ve torununun geleceği uğruna onurunu bir yana bırakan Naim Efendi’nin çilesini anlatmaktadır.

Kitabın Ana Fikri
Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde ilk belirtileri 18.yüzyılda  görülen ve Tanzimat’la somutlaşan Batılılaşma hareketleri  ve buna bağlı olarak hayat tarzı, ahlak kısacası kültürel değişiminde “değerler kargaşası” doğmuştur. Batı Medeniyeti örnek alınırken temel değerlerimiz ihmal edilmiş bundan da Türk Milleti büyük zararlar görmüştür.

Kahramanlar
Seniha: Servet Bey ve Sekine Hanım’ın kızı, Naim Efendi’nin kız tarafından torunudur. İyi bir öğrenim görmüştür. Fransızca bilir, bekârdır. Kapalı bir konakta yetişmiş sonraları çevresi çok genişlemiş; gittikçe batıya açılmış, açıldıkça da kendini dağıtmıştır. Yetiştiği konak önemli önemli devlet adamları yetiştirmiş, kültürlü ve önceleri varlıklı bir ailenin konağıdır. Batılılaşma macerasına yenik düştükten sonra konağın kendine mahsus havası kaybolmuş değişmenin merkezinde de Seniha yer almıştır.
Romanda hemen her olay onun etrafında gelişmiştir. Bütün bu özelliklerinden dolayı romanın ana kahramanı odur.
Naim Efendi: Tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Mabeyn-i Hümayuna (padişahın özel kalem müdürü) mensubiyeti olmuş, buradan Meşrutiyet inkılabından iki sene önce istifade etmiştir. Hayatı kalabalık bir konakta geçmiştir eski terbiyeye göre yetişmiş, bilgili, görgülü, dostları arasında sevilip sayılan bir insandır.
Servet Bey: 40-45 yaşlarında alafranga hayat namına akla gelmedik gariplikleri yapan, kelimenin tam manasıyla «züppe» birisidir. Kazasker Sadri Molla’nın oğlu Galatasaray mezunu ve Düyun-ı Umumiye müfettişidir. Çocuklarını Avrupa terbiyesine göre yetiştirmek maksadıyla Madam Kronski’yi getirtmiştir. Evini Avrupa zevkine göre döşemiştir. Sorumsuz, hiçbir işi ciddiye almayan, küstah ve menfaatçi, zenginlik uğruna kirli işlere girmekten bile çekinmeyen, Türklük ve Müslümanlıktan nefret eden bir tiptir.
Maim Efendi Tanzimat’ın Servet Bey Servet-i Fünun devrinin Seniha ise Meşrutiyet devrinin karakteristiğini temsil eder.
Faik Bey: Kasım Paşanın oğludur. Kumral, zayıf, uzun boylu, saçları iyi taranmış, yüz hatları oldukça düzgün, ağzı büyük, gözleri yorgun, bakışları hummalı, bu bakışlarından dolayı kadınların hoşlandıkları bir gençtir. Eğlenceden çok hoşlanır. Havai şımarık ve kumar düşkünüdür. Sevilmek için sever, kimsenin nazını çekmez. Ahlaki kaygıları yoktur. Bütün düşünce ve davranışlarında maddi menfaatini ön planda tutar. Avrupa’da tahsil gördüğü için iyi bir Fransızca bilir. Belli bir işi yoktur. Eğlence yerlerinin dans ve benzerlerinin bütün adabını bilir.
Hakkı Celis: Selma Hanımefendi’nin torunudur. Romandaki olumlu karakteridir. Hassas, romantik, çekingen, şiire meraklı, ıstırabı zevk edinmiş, kendine güven duymayan, ağır başlı, değer yargıları olan yakışıklı bir gençtir. Nereye çekilirse oraya gidecek kadar yumuşak huyludur. Seniha’yı içten içe sever, fakat bu duygusunu açıklamakta çok tereddütlü davranır. Kitap okumayı seven, şair yaradılışlı, kültürlü bir insandır.
Yazar Hakkı Celis’i romandaki bozulmuş tiplerin karşısına koymuş, onların züppeliklerine karşılık, ona, vatansever, dürüst, fedakâr bir genç rolü yüklemiştir.
Sekine Hanım: Naim efendinin kızı Servet Bey’in karısıdır. Çekingen, tembel, çocukları üzerinde etkisi olmayan, eski terbiyeye göre yetişmiş, iyilik ve saflığı budalalık derecesine varan başkalarının iradesiyle hareket eden eşi ve çocuklarının iradesine tümüyle teslim olmuş bir kadındır.
Selma Hanımefendi: Naim Efendi’nin kız kardeşidir. Otoriterliği yanında telaşlıdır. Konakta olup bitenlere doğrudan müdahale edebilen tek kişi odur. Tombul, haşmetli, otoriter, ağırbaşlı, akıllı, iradesi güçlü bir insan olan Selma Hanımefendi, Batılılaşma macerasından pek etkilenmemiştir. Konakta olup bitenlerle ilgili gayretlerinden hiçbir olumlu sonuç alamaz.
Cemil: Seniha’nın abisidir. Eğlenceye düşkün olan bu genç yaşının çok üzerinde bir gece hayatına bulaşmıştır. Sorumluluk duygusu taşımaz. Yanlış batılılaşmanın kurban kahramanlarındandır.
Neyyire, Nuriye, Belkıs Hanımlar, Madam Kronski vb. karakterler arka planda bırakılmıştır. Yazar bunları olay akışının tamamlayıcıları olarak kullanmıştır.
Zaman ve Mekân
Kiralık konakta olay örgüsünün yaşandığı zaman 1909-1915 yılları arasıdır. Bu zaman ağır seyirde görülür. Olay örgüsü 1909-1910 yıllarında Naim Efendi’nin cihangirdeki konağında başlar ve Büyükada, Çemberlitaş, Şişli, Beyoğlu ve Pangaltı gibi mekânlarda gerçekleşir. Ancak hadiseler daha ziyade Cihangir ve Şişli’de cereyan eder. Arada Avrupa da mekân olarak anılsa da gerçek bir mekân olarak görülmez.

Romanın Olay Örgüsü
Babadan kalma bir servete sahip olan Naim Efendi, memurluk yapmakta ve bu serveti özenle idare etmektedir. Beş yıl kadar önce karısı Nefise Hanımefendi’yi kaybetmiştir. Naim Efendi, geçmişine her yönüyle bağlı bir Osmanlı Beyefendisidir. Naim Efendinin kızı Sekine Hanım, tembel ve idaresiz bir kadındır. Kocası Servet Bey ise; alafranga (Avrupa eğitimiyle yetişmiş, batı uygarlığını benimsemiş) hayata düşkün bir insandır. Duyun-ı Umumiye (dış borç denetleme) Müfettişlerindendir. Müslümanlıktan ve Türklükten nefret eder. Aldığı terbiye ve yaşadığı muhit arasındaki çelişkiden dolayı daima bir çırpınma ve isyan içerisindedir. Onun sayesinde artık Naim Efendi konağında Türkçe konuşulmaz olur.
Yirmi yaşında bir öğrenci olan Servet Bey’in oğlu Cemil, eğlence hayatına çok düşkündür. Servet Bey’in kızı Seniha ise, renklerin asır sonu diye vasıflandırdığı bir kızdır. Pazartesi günleri çay partisi tertip eder. Buraya mürebbiyesi (eğitimci kadın) Madam Kronski vasıtasıyla tanıdığı Beyoğlu madam ve matmazelleri, kendi çocukluk arkadaşlarından genç kızlar ve aile dostu genç kadınlar, Faik Bey, çay günlerinin devamlı misafiridir. Avrupa’nın muhtelif şehirlerini dolaşmış olan Faik Bey, Avrupai hareketleriyle bu kadınlar tarafından beğenilen birisidir. Çay günlerinin bir diğer müdavimi Seniha’nın halasının oğlu Hakkı Celis’tir.
Çay günleri bitince, Seniha her zamanki gibi evin içinde sıkıntılı anlar yaşar. O paraya çok önem vermeyen birisidir. Bütün güzel şeylerin kendiliğinden önüne yığılmasını ister. Babasını ağlanacak derecede züğürt, büyükbabasını lüzumundan fazla pinti, kendisini de dünyanın en bedbaht (talihi kötü olan) ve en yoksul kızlarından biri olarak düşünür. Bulunduğu mekân Seniha’ya sıkıntı vermektedir. O Avrupa’yı hayal etmektedir. Bütün israflar ve hesapsız harcamalar yüzünden Naim Efendi maddi bakımdan zor duruma düşer. Yalı kiraya verilir, araba satılır, Madam Kronski’nin maaşı ve Beyoğlu esnafına olan borçlar ödenemez. Naim Efendi, Çemberlitaş’ta oturan hemşiresi Selam Hanımefendi’ye çok bağlıdır. Naim Efendi’ye genç yaşından beri her konuda fikir veren Selma Hanımefendi, torunlarını çok şımarttığı için ona kızmaktadır.
Naim Efendi, torunlarını çok sevdiği için her türlü eziyete katlanır. Seniha sıkıntı dolu günler yaşamakta ve sinir buhranları (bunalım, kriz) geçirmektedir. Naim Efendi torununun dertlerine çare arar. Sonunda bütün bunların evlenme ve çocuk doğurma ile geçeceği kanaatine varır. Seniha’yı evlendirmeyi düşünür. Fakat ne Seniha, ne de babası Servet Bey böyle bir şeye yanaşmaz. Seniha, Avrupa’nın aydınlık şehirlerinin büyülü cazibesine kapılmıştır. Faik Bey’le Seniha arasında bazı ilişkiler gelişir. Faik Bey, aşkta Seniha’yı çok toy bulur; o, zengin bir izdivaç peşindedir. Bu arada rahatsızlanan Seniha, Doktor tavsiyesi üzerine, Madam Kronski ile beraber halası Necibe Hanımefendi’nin Büyükada’daki köşküne gider.
Burada sıkılması üzerine, arkadaşlarını çağırır. Bunlar arasında Faik Bey de vardır. Adadaki bu günlerde Faik Bey’le Seniha arasındaki ilişki çok ilerler. Bu ilişki herkes tarafından duyurulur. Büyükada'daki bu günler Seniha’nın eski neşesini yerine getirir. Seniha konağa döner. Faik Bey de her gün konaktadır. Onun laubali hareketleri Naim Efendi’yi rahatsız eder. Faik, Seniha’yı daima küçük bir çocuk gibi avutmasını bilir. Genç adam Seniha ile beraber iki hatta üç kadını idare edebilecek kabiliyettedir. Fakat kumar denilen iptila (tutkunluğu) Faik Bey’i zor durumda bırakır. Bir sabah kumar yüzünden zor durumda kalan Faik Bey, Seniha’dan para yardımı ister. Bu olaydan sonra Seniha’nın Faik Bey’e karşı hisleri değişir. Ondan ayrılır.
Aslında her ikisi de birbirlerini sevmektedirler. Fakat evlilik ikisi için de uygun değildir. Faik Bey, zengin bir dul, Seniha ise zengin bir adamla evlenmek arzusundadır. Hakkı Celis, günden güne değişmektedir. Herkesten, özellikle Seniha’dan kaçmaktadır. O, şiirdeki aşk ile gerçek hayattaki aşkın birbirinden çok farklı olduğunu bilir. Seniha ise, Faik Bey’den ayrıldıktan sonra eski dostlarıyla ilişkilerini tazeler. Bu arada Hakkı Celis’i de arar. Seniha ile Faik arasındaki ilişkiyi öğrenen Naim Efendi onların evlenmesini ister. Gururuna ve şerefine düşkün bir kişi olmasına rağmen torunu için Faik Bey’in babasına gider. Hiç hoşlanmadığı bu adam, duruma müdahale edemeyeceğini söyleyerek başından atar. Seniha ise, durumu öğrenir ve dedesine gittiği için çok kızar. Naim Efendi’ye çok saygısız davranır. Bu üzüntüyü kaldıramayan Naim Efendi’ye inme iner. Yatağa düşer, tehlikeli günler geçirir. Seniha, büyük babasının hastalığı sırasında gururundan hiç taviz vermez. Onu ziyarete gidip gönlünü almaz. Seniha, bundan sonra dalgın, sinsi ve esrarlı bir kişi haline gelir.
Onun bu alinden şüphelenen Madam Kronski, Madam Kraft isminde zengin bir dulun evine gidip geldiğini öğrenir. Seniha hakkında iyi olmayan bir takım söylentiler dolaşır. Seniha, evden kaçarak Madam Kraft ile beraber Avrupa’ya Trieste’e gider. Burada bir pansiyona yerleşir, piyano dersleri alır. Seniha’nın arkasından ahlaken düşük bir kadına hayranlık duyduğu, bu sebeple Avrupa’ya kaçtığı söylentileri duyulur. Servet Bey, konaktan apartmana taşınmak niyetindedir. Konağın terk edilmesinin sebeplerinden biri de Seniha’nın yakında dönecek olması ve Naim Efendi’nin onu görmek istememesi endişesidir. Servet Bey’in ayrılmasıyla Naim Efendi konakta yalnız yaşamaya başlar. Hakkı Celis, bu günlerde onu hiç yalnız bırakmaz. Ara sıra hemşiresi Selam Hanımefendi de ziyaretine gelir. Naim Efendi’nin hastalığının ilerlemesiyle, Selma Hanımefendi onu kendi konağına götürür. Naim Efendi konağı kiraya verilecektir. Yoksulluğa düşen ve artık hırçın bir insan olan Naim Efendi’nin kalbi yalnız Seniha ve Hakkı Celis’e açıktır.
Hakkı Celis Çanakkale’de savaşmaya karar verir. Çanakkale’ye giden Hakkı Celis bir müddet için izinle geri döner. Konakta Naim Efendi ile dertleşir. Naim Efendi ona içini döker. Bu arada Avrupa’dan dönmüş olan Seniha ile evleneceği söylenen Necip adlı mebus(milletvekili), kısa bir süre için gittiği yerden geri dönmez. Bu evlenme işinin olmaması Seniha için büyük bir darbe olur. Bu darbe üzerine Seniha Hanım savaş zenginleriyle düşüp kalkan bir kadın haline gelmiştir. Faik Bey ise bu işten büyük bir haz duyar. Hakkı Celis, Faik Bey ile buluşur. Faik Bey, ona Seniha hakkındaki olumsuz düşüncelerini anlatır.
Bu sırada arabayla oradan geçmekte olan Seniha onları görür ve arabasına alır. Birlikte Senihaların apartmanına gelirler. Buradaki olaylar Hakkı Celis’e eski günlerini hatırlatır. Uzun bir zaman sonra Servet Bey’ler de düğünü andıran bir ziyafet verilir. Naim Efendi, bu sıralarda can çekişmektedir. Bu zıtlık içerisinde Seniha evinde verdiği bir ziyafete cepheden izinli dönmüş bir subaydan, Hakkı Celis’in şehit olduğunu öğrenir. Herkes duraklar. Fakat Seniha gösteriş içindeki haliyle bu duruma kayıtsızdır.

Değerlendirme
Kiralık konak 1920 yılında yazı dizisi oluşturuldu, 1922’de ilk baskısı yapıldı. Romanda anlatılan olaylar, Birinci Dünya Savaşı sırasında cereyan ettiğine göre kiralık konak «sıcağı sıcağına» yazılmış bir romandır denilebilir.
Roman Osmanlı Devleti’nin yıkılış günlerinde Türk Cemiyet’inin en önemli unsuru olan ailenin nasıl çürüdüğünü ve yıkılıp gittiğini hikâye eder. Bir kısım insanımızda görülen batılılaşma veya alafrangalaşma arzusu ile alafranga hayata ayak uydurma ve o tarzda yaşama gayreti bu felaketin en önemli sebebidir. Batılılaşma veya alafrangalaşma meselesi en fazla aileyi vurur. Aile yara alınca toplumda hiçbir sağlam değer ve kurum kalmaz.
Yakup Kadri gibi bir tarafta muhafazakâr milli ve manevi değerlere bağlı insanlarla –ki bunların çoğu yalılardır- alafranga hayata özlem duyan, şımarık, züppe, iyi yetiştirilmemiş, ahlaken zayıf insanları karşı karşıya getirir. Bu ikinciler genellikle gençlerdir.
Beyoğlu hayatı her bakımdan onlara cazip gelir. Bu hayatın en önemli unsurları eğlence, içki, kumar ve zinadır.
Kiralık konak romanında Konak, bir semboldür. Kiralanan şey aslında bir medeniyet ve hayat tarzıdır. Romanda ferdi meselelerin ön planda olduğu görüntüsüne rağmen aslında bir medeniyet hesaplaşması vardır.
Hayatının önemli bir kısmında hususiyle gençlik yıllarında samimi bir Batı hayranı olan Yakup Kadri, kendi batıcılığını Hakkı Celis vasıtasıyla savunur.  Hakkı Celis de batıyı biliyor ve seviyor ama o, Paul Verlaine’i ve Camille  Claudel’i okuyor. Yakup Kadri’ye göre batılılaşmanın sırrı buradadır. Ona göre Hakkı Celis’in dejenere olmaması, batıyı yüksek tabakasından tanımış olmasındandır.
Kiralık konak romanının son derece sağlam bir yapısı vardır. Kahramanların birbiriyle münasebetleri mantıklı ve inandırıcıdır. On altı bölümlük romanının ilk bölümünde Naim Efendi, ikinci bölümünde Seniha tanıtılır. Sonraki bölümlerde kahramanlar birer ikişer romana dâhil olurlar. Ve aralarındaki münasebet son derece gerçekçi ve tutarlı bir şekilde gelişir, devam eder.
Romanın kahramanları başarılı bir şekilde tasvir ve tahlil edilmiştir. Ailenin yapısı bakımından hâkim durumdaki Naim Efendi’nin aciz, zavallı, iradesiz ve mütevekkil bir insan oluşu; hadiselerin kontrolden çıkmasının en önemli sebebidir.
Faik Bey, Seniha, Servet Bey hırslıdır. Bu hırs uğruna yapmayacakları rezalet yoktur. Yakup Kadri, Seniha tipini ayrıntılı bir biçimde ele alır. Çünkü romanda cereyan eden hadiseler hep onun etrafında gelişir. Seniha’nın ruh halinin en önemli yanı hep canının sıkılıyor ve gönlünün avunamıyor olmasıdır. Bu haliyle Seniha romanda adeta Servet-i Fünun şair ve yazarlarını temsil eder. Onun Avrupa’ya kaçması bu bakımdan son derece manidardır.
Hakkı Celis romanın yegâne müspet tipidir. O saf ve masum bir insandır, şairdir. Yakışıklı, kültürlü bir genç olmasına rağmen Hakkı Celis, macera peşinde koşan bir insan değildir. Seniha’nın zaaflarını ve rezaletlerini bilmesine rağmen, onun karşılıksız ve derin bir aşkla sever. Bu hülyalı adamın gönüllü olarak askere yazılması, Çanakkale Savaşı’na katılması ve orada şehit düşmesi romanın en önemli trajik unsurudur.
Romanın üç nesilden kesitler verilmiştir. Birinci Nesil (Naim Efendi ve kız kardeşi) sağlam; ikinci nesilde (Naim Efendinin kızı Sekine ve Damadı Servet Bey) erkek bozuk, kadın sağlam; üçüncü nesilde her ikisi de bozuktur.
Her sayfada ince bir alay var. Bu ironik üslup, Hakkı Celis’i şehadetlerini anlatan son sayfalarda zirveye ulaşır. Yakup Kadri, mizahı yeterince, kararında ve ustaca kullanmasını bildiği kadar, Türkçeyi de son derece ustalıklı kullanan bir romancımızdır.
Kiralık Konak temposu ağır bir romandır. Hadiseler ikinci plandadır. Önemli olan, insanlar; onların hayata ve çevreye bakışları, hırsları, emelleri ve zaaflarıdır. Bu bakımdan Kiralık Konak hem bir sosyal roman; hem de son derece başarılı bir karakter romanıdır.

Yorumlar


EmoticonEmoticon

Kapat